SAĞLIK

Gizli Tehlike: Aşırı Tuz Tüketimiyle Gelen Ciddi Sağlık Sorunları

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Hanife Usta Atmaca, günlük hayatta sıkça kullandığımız tuzun aşırı tüketildiğinde ciddi sağlık problemlerine davetiye çıkardığını belirtti. Hipertansiyon, böbrek yetmezliği, mide kanseri ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok ciddi rahatsızlığın temelinde fazla tuz tüketiminin yattığına dikkat çekildi. Kimyasal adı sodyum klorür olan tuzun, vücutta sıvı dengesi ve elektrolit görevini üstlendiğini hatırlatan Atmaca, aşırı alımın vücutta su tutulmasına ve kan hacminin artmasına yol açarak kan basıncını yükselttiğini vurguladı. Bu durumun kalp krizi, kalp yetmezliği ve inme gibi kardiyovasküler hastalık risklerini önemli ölçüde artırdığı ifade edildi.

Tuzun bilinen en büyük zararlarından birinin hipertansiyon olduğunu belirten Doç. Dr. Atmaca, bunun yanı sıra böbreklerde hiperfiltrasyona neden olarak böbrek yetmezliği riskini artırdığını ve özellikle diyabet hastaları için bu riskin daha da ciddi boyutlara ulaştığını dile getirdi. Uzun vadede fazla sodyum alımının kemik sağlığını da olumsuz etkileyerek osteoporoz gelişimini kolaylaştırdığına değinildi. Midede tahrişe yol açarak bakteri üremesini tetikleyebilen tuzun, özellikle işlenmiş gıdalarla birlikte tüketildiğinde mide kanseri riskini artırdığına dikkat çekildi. Ayrıca, karaciğer yağlanması, demans ve insülin direnci oluşumunda da tuzun rol oynadığına dair kanıtların mevcut olduğu belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre sağlıklı bir yetişkinin günlük tuz tüketiminin en fazla 5 gram (yaklaşık bir çay kaşığı) olması gerektiğini hatırlatan Atmaca, günlük ihtiyacımızın büyük bir kısmının (%75-80) yemeklere eklenen tuzdan değil, hazır gıdalardaki ‘gizli tuzdan’ geldiğini vurguladı. İşlenmiş et ürünleri, hazır çorbalar, bulyonlar, turşular, salamura ürünler, peynirler, hazır soslar, atıştırmalıklar ve dondurulmuş gıdaların yüksek sodyum içerdiğine dikkat çekildi. Tek bir kase hazır çorbanın bile günlük tuz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabildiği örneği verildi.

Bireylerin yemeklerini evde hazırlayarak tuz kullanımını azaltmasının önemine değinen Atmaca, bu sayede eklenen tuz miktarı üzerinde kontrol sağlanabileceğini belirtti. Damak tadının zamanla düşük tuz seviyesine uyum sağladığını ve yemekleri lezzetlendirmek için karabiber, kekik, nane, kimyon, pul biber, sarımsak ve limon suyu gibi alternatiflerin kullanılabileceğini ifade etti. Sofrada tuzluk bulundurulmaması ve yemeğin tadına önce tuzsuz bakılması önerildi.

Paketli ürünlerde etiket okuma alışkanlığının önemini vurgulayan Atmaca, 100 gramında 1,25 gram sodyum (yaklaşık 3 gram tuz) üzerinde olan ürünlerin yüksek tuzlu kabul edildiğini ve daha düşük tuz içeren ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Bol su tüketiminin böbreklerin fazla sodyumu atmasına yardımcı olabileceğini ancak asıl çözümün tuzu azaltmak olduğunu belirtti.

Son yıllarda piyasaya çıkan düşük sodyumlu tuzlara da değinen Atmaca, bu ürünlerin sodyum klorür oranının düşürülüp yerine potasyum klorür eklenmesiyle üretildiğini anlattı. Bu tuzların sodyum alımını azaltırken potasyum alımını artırdığını ve hipertansiyon hastaları, kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar ve orta yaş üstü bireyler için faydalı olabileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/saglik/asiri-tuz-tuketiminin-bilinmeyen-zararlari-945275.html

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir