TARİH

Tarihin En Büyük İlaç Skandalı: Bebek Katili Şurup, Etiketleme Zorunluluğunu Nasıl Getirdi?

Yeni doğmuş bir ebeveyn olduğunuzu ve gecenin bir yarısı durmadan ağlayan, diş çıkaran bir bebeği sakinleştirmeye çalıştığınızı hayal edin. Tam o sırada, gazetelerde, takvimlerde ve rengârenk reklam afişlerinde aynı ürünle karşılaşıyorsunuz. “Çocuğunuzu birkaç dakika içinde sakinleştirir” vaadi, tarihin en büyük tıbbi skandallarından birinin başlangıcı oldu.

1845 yılında Amerikalı iki eczacı, Mrs. Winslow’s Soothing Syrup adlı bir şurubu piyasaya sürdü. Ürün, özellikle diş çıkaran bebekler için öneriliyor; ağlamayı durdurduğu, sancıları giderdiği, ishali kestiği, kabızlığı önlediği ve hatta nefesi tazelediği iddia ediliyordu. Reklamlar o kadar etkileyiciydi ki, kısa sürede Amerika’yı aşarak İngiltere’ye ve ardından dünyanın birçok yerine yayıldı. Gazeteler, yemek tarifleri kitapları, takvimler ve koleksiyon kartları hep aynı mesajı veriyordu: iyi bir anne bu şurubu kullanmalıydı.

Ne var ki, hiçbir ebeveyn, şişenin içinde gerçekte ne bulunduğunu bilmiyordu. Çünkü o yıllarda ilaç üreticilerinin ürün içeriklerini etikete yazma zorunluluğu bulunmuyordu. Şurubun en güçlü iki maddesi ise morfin ve alkoldü. Morfin, afyondan elde edilen son derece güçlü bir ağrı kesiciydi. Elbette bebeğin ağrısını azaltıyor, aynı zamanda onu derin bir uykuya da sürüklüyordu. Üstelik opioidlerin bağırsak hareketlerini yavaşlatması nedeniyle ishali de kesiyordu. Yani ürün gerçekten işe yarıyor gibi görünüyordu. Ancak bunun korkunç bir bedeli vardı. Bugün biliyoruz ki, şurubun her bir onsu yaklaşık 65 miligram morfin içeriyordu. Bir çay kaşığı şurup, o dönemde bebeklere güvenli kabul edilen dozun kat kat üzerindeydi. Uzmanlara göre, tek bir çay kaşığı bile ortalama bir bebeği öldürmeye yetecek miktarda morfin barındırıyordu.

Ve gerçekten de birçok bebek, şurubu içtikten sonra uykuya dalıyor… bir daha hiç uyanmıyordu. O dönem aileler çoğu zaman ölümün nedenini anlayamıyor, hatta kullandıkları ilacı doktorlara söylemiyorlardı. Bu yüzden kesin bebek ölümleri rakamları hiçbir zaman belirlenemedi. Ancak tarihçiler ve tıp araştırmacıları, binlerce bebeğin ya aşırı doz nedeniyle ya da bağımlılık ve yoksunluk belirtileri sonucu hayatını kaybettiğini tahmin ediyor.

Yine de satışlar durmadı. Tam tersine, ürün inanılmaz bir ticari başarıya dönüştü. 1868 yılında ilacın mucitleri mahkemede verdikleri ifadede, yılda 1,5 milyondan fazla şişe sattıklarını açıkladı. Düşünün… her yıl milyonlarca aile, çocuklarını sakinleştirdiğini sandıkları bu şurubu evlerine götürüyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru doktorlar artık aynı tabloyu tekrar tekrar görmeye başlamıştı: bilinci kapanan bebekleri, nefesi yavaşlayan çocukları, iğne ucu gibi küçülmüş göz bebekleri… Cerrah William Frederick Taylor, 1891 yılında yaptığı konuşmada durumun vahametini açıkça dile getirdi. Ülkedeki yüksek bebek ölümlerinin önemli bir bölümünden bu tür ilaçların sorumlu olabileceğini söylüyor ve özellikle Mrs. Winslow’s Soothing Syrup’ın içerdiği afyon türevlerinin satışına kısıtlama getirilmesini istiyordu. Ne yazık ki uyarılar uzun süre dikkate alınmadı.

1896 yılında Avustralya’da Harry Fietell adlı küçük bir bebeğin ölümü büyük yankı uyandırdı. Annesi, bebeğin rahat uyuması için düzenli olarak bu şuruptan veriyordu. Otopsi sonucunda ölüm nedeninin narkotik zehirlenmesi olduğu belirlendi. Benzer vakalar giderek artıyordu. Sonunda kamuoyundaki baskı siyasetçileri harekete geçirdi.

1906 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde çıkarılan Pure Food and Drug Act (Saf Gıda ve İlaç Yasası), ilaç üreticilerini ürünlerinin içeriğini etiketlerde açıkça yazmaya zorladı. Morfin, kokain ve esrar gibi maddeler artık gizlenemeyecekti. Bu yasa, modern ilaç güvenliği standartlarının temelini attı.

Bundan kısa süre sonra, Amerikan Tabipler Birliği, 1911 yılında Mrs. Winslow’s Soothing Syrup’ı “baby killer” yani “bebek katili” başlığı altında kamuoyuna teşhir etti. Böylesine ağır bir suçlamadan sonra ürünün hemen piyasadan kaldırıldığını düşünebilirsiniz. Ama öyle olmadı. Şurup, formülü değiştirilmesine ve morfin çıkarılmasına rağmen uzun yıllar daha satılmaya devam etti. Hatta adındaki “soothing” yani “yatıştırıcı” kelimesi bile kaldırıldı. Buna rağmen marka yaşamayı sürdürdü ve ancak 1930’lu yıllarda tamamen piyasadan çekildi.

Bugün Mrs. Winslow’s Soothing Syrup, tıp tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kabul ediliyor. Bir zamanlar milyonlarca anne ve babanın umutla satın aldığı o küçük şişe, tarihe “bebek katili” olarak geçti. Ancak ardında bıraktığı acı miras sayesinde ilaç güvenliği konusundaki dünya bakış açısı değişti ve bugün hayat kurtaran birçok ilaç düzenlemesinin temelleri atıldı, ilaç etiketleme zorunluluğu hayati bir standart haline geldi.

Kaynak: https://eksiseyler.com/ilac-siselerinin-ustune-iceriklerinin-yazilmasi-zorunlulugunu-getiren-trajedi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir