DÜNYA

Tarihi Dönüşüm: Netanyahu’nun Sürekli Gerilimi ve Amerikan Gençliğinin İsrail Algısı Neden Değişti?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD’nin mevcut ve eski başkanları arasında yaşanan diplomatik gerilimler ve görüş ayrılıkları, son dönemde kamuoyunda daha fazla tartışma konusu haline geldi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu arasındaki anlaşmazlıklar, İsrail liderinin ABD ziyaret girişimlerinin sonuçsuz kalmasıyla somutlaştı. Netanyahu, planladığı ABD seyahatini “cenaze töreni” mazeretiyle iptal etse de, bu durum Tel Aviv ve Washington arasındaki soğuk rüzgarların en açık göstergesi olarak yorumlandı.

Bu diplomatik soğukluk, Amerikan halkının İsrail’e yönelik algısındaki önemli bir değişimle eş zamanlı yaşanıyor. Nisan ayında Pew Research tarafından yapılan bir anket, ABD’lilerin yüzde 60’ının İsrail hakkında olumsuz görüşlere sahip olduğunu ortaya koydu; yüzde 28’lik kesim ise İsrail’e “çok olumsuz” bakıyor. Bu olumsuz görüş oranı, son dört yılda düzenli bir artış göstererek Mart 2022’deki yüzde 43’ten Nisan 2025’te yüzde 53’e yükseldi.

Algıdaki bu dönüşüm, özellikle genç kuşaklar arasında daha belirgin. 18-49 yaş arasındaki hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmenlerde İsrail’e yönelik olumsuz bakış açısı çoğunluk haline geldi. Anket ayrıca, ABD’lilerin yüzde 59’unun Netanyahu’nun küresel konularda doğru kararlar alacağına çok az güvendiğini veya hiç güvenmediğini gösteriyor.

Columbia Üniversitesi’nden Prof. Dr. Richard Betts, Washington’ın İsrail politikasının artık liderlerin kişisel ilişkilerinden veya stratejik hesaplamalardan ziyade Amerikan kamuoyunun eğilimleriyle şekillendiğini belirtiyor. Betts, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde İsrail’i desteklemenin “ahlaki bir yükümlülük” olarak görüldüğünü ve 1967 Altı Gün Savaşı ile bu algının pekiştiğini hatırlatıyor. Ancak günümüz yeni neslinin, İkinci Dünya Savaşı psikolojisinden uzaklaştığını ve İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin bu algı değişimine önemli katkı sağladığını vurguluyor. Buna rağmen, Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin elit tabakasının hala içgüdüsel olarak İsrail’i desteklediğine dikkat çekiyor.

Netanyahu’nun ABD başkanlarıyla yaşadığı gerilimler yeni değil. Yaklaşık 30 yıldır İsrail siyasetinin kilit figürlerinden biri olan Netanyahu, daha önce Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama yönetimleriyle de ciddi anlaşmazlıklar yaşadı.

**Clinton Dönemi: Oslo Süreci ve Yerleşim Birimleri**
1996’da ilk kez başbakan olduğunda Netanyahu, Oslo Barış Süreci’ne eleştirel yaklaşımıyla Clinton yönetimiyle hızla karşı karşıya geldi. Batı Şeria’dan çekilmeyi yavaşlatması, Doğu Kudüs’teki Har Homa yerleşimine onay vermesi ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiaları, Clinton yönetiminin tepkisini çekti. 1998’deki Wye River zirvesinde anlaşma imzalanmasına rağmen, Netanyahu’nun güvenlik gerekçesiyle çekilme maddelerini ağırdan alması gerilimi tırmandırdı. Clinton’ın yardımcılarına söylediği “Bu adam kim sanıyor kendini? Burada süper güç kim?” sözleri, o dönemin gerginliğini özetler nitelikteydi.

**Bush Dönemi: İki Devletli Çözüm ve Gazze Çekilmesi**
George W. Bush yönetimiyle en büyük ayrılık, 2003’te açıklanan iki devletli çözümü öngören “Yol Haritası” girişiminde yaşandı. Dönemin Maliye Bakanı Netanyahu, planın İsrail’in güvenliğini riske atacağını savunarak karşı çıktı. Başbakan Ariel Şaron’un 2005’teki Gazze’den tek taraflı çekilme planı da ayrılıkları derinleştirdi. Bush yönetimi planı desteklerken, Netanyahu çekilmenin Hamas’ı güçlendireceğini iddia ederek kabine oylamasından hemen önce istifa etti.

**Obama Dönemi: İran Nükleer Anlaşması ve Yerleşim Politikası**
Netanyahu’nun Washington ile en büyük anlaşmazlıkları Barack Obama döneminde yaşandı. Temel sorun İran’ın nükleer programıydı. Obama yönetimi 2015’teki Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nı (JCPOA) diplomatik bir başarı olarak görürken, Netanyahu anlaşmanın İran’ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmadığını savunarak şiddetle karşı çıktı. Netanyahu’nun Obama yönetiminin rızası olmadan ABD Kongresi’nde anlaşmayı eleştiren bir konuşma yapması krizi derinleştirdi. Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimleri ve Filistin meselesi de iki lider arasında sık sık gerilime neden oldu. Obama’nın görev süresinin sonunda ABD’nin, İsrail’in yerleşim faaliyetlerini kınayan BM Güvenlik Konseyi kararını veto etmemesi, ilişkilerdeki önemli kırılma noktalarından biri oldu.

**Trump Dönemi: Gazze Savaşı ve Bölgesel Gerilimler**
Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlarında Netanyahu ile beklenen yakın işbirliği, kısa sürede kamuoyu önündeki görüş ayrılıklarına dönüştü. Özellikle İran ile yürütülen diplomatik süreç ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, son haftalarda gerilimi tırmandırdı. Trump yönetimi, İran ile çatışmaları durdurmaya yönelik diplomatik girişimler yürütürken, İsrail’in Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi ABD’nin bölgesel ateşkes hedeflerini tehlikeye attı. Haziran başında Beyrut’un güneyindeki Hizbullah hedeflerine düzenlenen saldırıların ardından Trump, Netanyahu’yu “çılgın” olmakla suçlayarak ve diplomatik çabalarını riske attığını söyleyerek sert ifadeler kullandı. Trump, G7 Zirvesi’nde de Netanyahu’yu “gereğinden fazla” saldırmakla eleştirerek daha sorumlu davranması gerektiğini vurguladı. İran konusunda da farklı öncelikler benimsendi; Trump yönetimi geçici bir anlaşma peşindeyken, Netanyahu İran’ın nükleer altyapısının tamamen sökülmesini talep etti.

Tüm bu gelişmeler, Netanyahu’nun uzun siyasi kariyeri boyunca ABD ile yaşadığı zorlu ilişkiler ağını ve Amerikan kamuoyunun İsrail’e yönelik değişen tutumunu gözler önüne seriyor. Özellikle genç neslin artan eleştirel bakışı, İsrail-ABD ilişkilerinin geleceği için yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/dunya/abdnin-4-baskaniyla-gerilim-yasayan-netanyahu-doneminde-yeni-neslin-israile-bakisi-donusuyor-951542.html

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir