Gazze’deki İnsani Kriz Suçiçeği Salgınını Patlattı: Yaşam Koşulları Felakete Dönüştü!
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik insani yardım akışını kısıtlamaya devam etmesinin, bölgedeki bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırdığını açıkladı. Bu durum, Gazze’de derinleşen sağlık krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Son iki hafta içinde bölgede 9 binden fazla suçiçeği vakası kaydedilirken, bu vakaların yarısından fazlasının nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu Han Yunus’ta görülmesi, insani felaketin halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha kanıtlıyor. Özellikle çocuklar arasında hızla yayılan suçiçeği, Gazze’deki kötü yaşam koşullarının doğrudan bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Aşırı kalabalık kamplar, birikmiş atıklar, temiz suya erişimdeki ciddi sıkıntılar ve tamamen çökmüş kanalizasyon altyapısı, yerinden edilmiş Filistinliler için yaşam standartlarını her geçen gün daha da dayanılmaz hale getiriyor. Bu yetersiz hijyen koşulları, Gazze suçiçeği salgınının tetikleyicisi konumunda.
Bu olumsuz çevre koşulları, başta suçiçeği olmak üzere birçok bulaşıcı hastalığın kontrolsüzce yayılmasına zemin hazırlarken, bölgedeki insani krizi aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı felaketine dönüştürüyor. Filistin çocuk sağlığı, bu durumdan en çok etkilenen kesim.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, 10 Temmuz’daki basın toplantısında, Gazze’de akut solunum yolu ve cilt rahatsızlıklarının en sık bildirilen hastalıklar olmaya devam ettiğini belirtti. Dujarric, “Özellikle Han Yunus çevresinde su kaynaklı hastalıklar artmaya devam ederken, geçtiğimiz hafta 18 binden fazla yeni suçiçeği, dış parazit istilası ve bakteriyel deri enfeksiyonu impetigo vakası tespit edildi” ifadelerini kullandı. Bu veriler, Gazze sağlık krizi için acil çözüm gerekliliğini ortaya koyuyor.
Nasır Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Amir el-Masri, Gazze’de artan suçiçeği vakalarının mevcut sağlık sistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Dr. Masri, bölgedeki yoğun nüfus, yerinden edilmiş kişilerin aşırı kalabalık kamplarda yaşamak zorunda kalması, temiz su yetersizliği ve kötü hijyen koşullarının hastalığın kısa sürede binlerce kişiye yayılmasına yol açtığını dile getirdi. Bu durum, tıbbi yardım Gazze’ye ulaşmadıkça daha da kötüleşecek.
Masri, hastaların izole edilebileceği yeterli alanların bulunmadığını ve suçiçeğinin son derece bulaşıcı olduğunu kaydetti. “Bu hastalığa genellikle yüksek ateş eşlik eder. Çocukları, yaşlıları ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişileri etkiler. Ne yazık ki bugün toplumun tüm kesimlerinde görülmeye başlandı. Bunu tam anlamıyla bir salgın olarak nitelendirmiyoruz ancak Sağlık Bakanlığına bağlı tüm merkezlerde çok sayıda vaka tespit ediliyor” şeklinde konuştu.
Uzmanlar, vaka sayılarındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor. Masri, “Bazı sağlık kuruluşlarında her gün en az 10 ila 15 yeni vaka görülürken, bazı merkezlerde bu sayı 30 ila 40’a ulaşıyor. Birleşmiş Milletler de son iki haftada Gazze Şeridi genelinde yaklaşık 9 bin vaka tespit edildiğini bildiriyor” dedi.
Suçiçeğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Masri, “En büyük endişemiz hastalığın neden olabileceği komplikasyonlardır. Virüsün oluşturduğu yaralara bakterilerin yerleşmesiyle ikincil enfeksiyonlar gelişebilir. Bu durum orta kulak iltihabı, zatürre ve hatta beyin enfeksiyonlarına kadar uzanan ağır tablolara neden olabilir. Bu yüzden komplikasyon riski oldukça yüksektir” diyerek Gazze’deki sağlık risklerine işaret etti.
Bu hastalığın uygun tedaviyle kontrol altına alınabileceğini belirten Masri, tıbbi imkanlar ve ilaç yetersizliği nedeniyle hastalığın ne yazık ki halkın sağlığını tehdit eden ciddi bir tehlikeye dönüştüğünü ifade etti.
Doğum yaptıktan sonra suçiçeği teşhisiyle hastanede tedavi gören 22 yaşındaki Fatma Buşeyyab, “Hastaneden döndüğümde çadırıma geldim ve bebeğimin de suçiçeği hastalığına yakalandığını gördüm. Çadırların bulunduğu yerde pireler ve fareler var. İkinci kızımın da hastalığa yakalandığını görünce yıkıldım. Çocuğum çok bitkin durumda. Ona uygun bir tedavi bulamıyoruz. Artık dayanacak gücüm kalmadı” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getirdi. Bu tür kişisel hikayeler, Gazze’de insani krizin derinliğini gösteriyor.
Buşeyyab’ın annesi Esma Ahmed Ebu Gali de yaşadıkları dramı şu sözlerle aktardı: “Kızım doğumdan 5 gün sonra çiçek hastalığına yakalandı. Hastalık iyileşmeye başlamıştı ancak 6-7 günlük olan yeni doğan bebeğine de bulaştı. Bebeğimiz 6 gün hastanede kaldı. Durumu çok kötüydü. Altı gün sonra taburcu edildi ama hala aynı durumda; çünkü tedavi yok. Hastaneden eve döndüğümüzde hastalığın diğer çocuğumuza da bulaştığını gördük.”
Yaşadıkları çadırdaki kötü yaşam koşullarına dikkat çeken Ebu Gali, “Her yerde pireler, sinekler ve fareler var. Ne rahat uyuyabiliyoruz ne de dinlenebiliyoruz. Diğer çocukların da hastalığa yakalanmasından korkuyorum. Gündüzleri dayanılmaz bir sıcak var. Çadırların içinde yaşamak mümkün değil. Bebeğimiz çok hasta ve sürekli vücudunu kaşıyor. İlaç arıyoruz ama bazen bulabiliyoruz, bazen bulamıyoruz” ifadelerini kullandı. Temiz su sorunu Gazze halkını derinden etkiliyor.
Gazze Şeridi’nde suçiçeği vakalarının 10 bini aştığının ifade edildiğini ve salgının en ağır şekilde Han Yunus’ta hissedildiğini belirten Ebu Gali, yaşanan insani koşulların hastalığın hızla yayılmasına zemin hazırladığını söyledi. “Hastalık önce çocuklar arasında hızla yayıldı, ardından yetişkinlere de bulaştı. Çadırlarımız neredeyse iç içe. Kanalizasyon altyapısı yetersiz. Taşan lağım suları ve biriken çöpler, çocuklar başta olmak üzere kamplarda hastalıkların yayılmasına neden oluyor. Çadırlarda çocuklardan kadınlara, gençlerden yaşlılara kadar herkes hastalığa yakalanıyor. Çöpler düzenli olarak toplanmıyor, kamplar yeterince temizlenmiyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz salgının başlıca nedenleri, aşırı kalabalık çadırlar, çöken kanalizasyon sistemi ve son derece yetersiz hijyen koşullarıdır” diyerek Gazze’deki kötü yaşam koşullarının salgındaki rolünü özetledi.