Gazze’de Ateşkes Çağrıları Boşa Çıktı: 17 Masum Sivil Daha Hayatını Kaybetti!
Gazze Şeridi’nde ilan edilen ve tüm saldırıların durdurulmasını içeren ateşkes yol haritasının bir sonraki aşamasına geçilmesine yönelik çabalara rağmen, İsrail ordusu bölgedeki operasyonlarını aralıksız sürdürdü. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda Filistinli sivil yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi de yaralandı.
Hastane kaynakları ve görgü tanıklarından edinilen bilgilere göre, İsrail askeri güçleri Gazze kentinde yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı bir çadırı insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldı. Bu acımasız saldırıda biri çocuk olmak üzere 2 Filistinli yaşamını yitirirken, aralarında çocukların da bulunduğu 8 Filistinli yaralandı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, bir ailenin daha trajik sonuyla sonuçlandı. Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr Belah kentinde, Aksa Şehitleri Hastanesi girişi ile Selahaddin Caddesi’nin kesişim noktasında seyir halinde olan sivil bir araç, İsrail’e ait bir İHA tarafından vuruldu. Saldırıda araçta bulunan 2 Filistinli kardeş hayatını kaybetti.
Deyr Belah’ın güneybatısındaki El-Muşaile bölgesinde ise bir konut helikopter saldırısıyla hedef alındı. Bu saldırıda 69 ve 59 yaşlarında Filistinli bir çift yaşamını yitirirken, çok sayıda kişi de yaralandı.
Ayrıca, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na düzenlediği İHA saldırısı, 1 Filistinlinin ölümüne ve bazılarının durumu ağır olmak üzere birçok kişinin yaralanmasına neden oldu.
Gazze kentinde bir yerleşim bölgesini hedef alan bombardımanda, hamile bir anne, bebeği, baba ve bir çocuktan oluşan 4 kişilik bir aile tamamen yok oldu, tüm fertleri hayatını kaybetti. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin merkezindeki liman bölgesi yakınlarında bulunan Susi apartmanını da hedef aldı. Bu menfur saldırıda 33 yaşındaki Abdullah Ebu et-Tayf, 6 aylık hamile eşi 26 yaşındaki Abir Ana ve 5 yaşındaki çocukları Azzam yaşamlarını yitirdi. Böylece, İsrail’in gerçekleştirdiği bu katliamda 3 kişilik Filistinli bir aile de nüfus kayıtlarından silindi.
Gazze kentinin batısındaki Nasr mahallesinde yer alan Filistin Mescidi yakınlarındaki bir daireye yapılan saldırıda ise bir Filistinli yaralandı.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin kuzeyinde bulunan Karara bölgesinde bir konutu hedef aldı. Bu saldırıda aynı aileden anne, baba ve bir kız çocuğu olmak üzere 3 sivil hayatını kaybederken, üç kişi de yaralandı. Han Yunus kentinin Mevasi bölgesinde yer alan El-Ard et-Tayyibe Mülteci Kampı’nda ise bir cep telefonu şarj noktası İHA ile vuruldu. Saldırıda aralarında çocukların da olduğu 5 Filistinli yaralandı.
Gazze’de ilan edilen ateşkesin yürürlüğe girdiği son dönemden bu yana İsrail’in saldırılarında toplamda 1230 kişi yaşamını yitirdi, 4 bin 76 kişi yaralandı ve enkaz altından 804 cansız beden çıkarıldı. Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlenen saldırılarda toplam can kaybı 73 bin 356’ya, yaralı sayısı ise 174 bin 185’e ulaştı. Bu korkunç rakamlar, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov, Hamas’ın ayrıntılı bir yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Barış Kurulunun Hamas ve Gazze’deki diğer silahlı grupların silahlarını bırakması konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu. Hamas ise Filistinli gruplarla birlikte, müzakere sürecine ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının tamamlanmasına yönelik arabulucuların sunduğu önerilere olumlu yaklaştığını bildirmişti. Ancak Hamas, İsrail’in saldırıları durdurmasının ve üzerinde mutabık kalınan hususlara ilişkin takvimin oluşturulmasının temel şart olduğunu, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasının da İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı olduğunu vurgulamıştı.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi de Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmak için kurumsal ve operasyonel hazırlıklarını tamamladığını duyurmuştu. Ancak, ateşkes anlaşmasının ilk aşaması yürürlüğe girmesine rağmen İsrail’in saldırıları ve yardım girişine yönelik kısıtlamalar devam etmişti.