Küresel Emtia Piyasaları Analizi: Doların Gücü ve Azalan Jeopolitik Riskler Fiyatları Nasıl Etkiledi?
Son haftada küresel emtia piyasaları, güçlü doların etkisi ve azalan jeopolitik gerilimlerin yön verdiği önemli değişimlere sahne oldu. Özellikle ABD-İran arasındaki olumlu görüşmeler ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin hızlanması, enerji piyasalarındaki risk primini düşürerek petrol fiyatlarını savaş öncesi seviyelere çekti. Ancak, Amerikan Merkez Bankası (Fed)’in sıkı para politikalarına devam edeceği beklentileri ve dolar endeksindeki yükseliş, genel olarak emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Enerji grubunda, ABD ve İran arasındaki diplomasi ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat güvenliğinin artması, Brent petrolün varil fiyatının yüzde 8,5 gerileyerek çatışma öncesi düzeylere inmesini sağladı. Bölgedeki güvenlik endişelerinin tamamen ortadan kalkmaması ve kalıcı bir anlaşma belirsizliği düşüşü sınırlasa da, küresel petrol talebindeki yavaşlama kaygıları ve güçlü dolar, petrol üzerinde ek satış baskısı yarattı. Öte yandan, ABD’deki sıcak hava beklentileri doğal gaz fiyatlarını yüzde 1,4 yükseltirken, stok fazlası ve güçlü üretim bu artışı dizginledi. ABD ekonomisinden gelen veriler de piyasaların odağındaydı. Fed’in enflasyon göstergesi olarak takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, mayısta aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,4 arttı. Bu verilerin ardından Fed’in yıl sonu faiz artırım beklentileri bir miktar zayıflasa da, dolar endeksi güçlü seyrini sürdürerek 101,5 seviyesine çıktı ve Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Doların haftalık yüzde 0,5 değer kazanması, dolar bazlı işlem gören tüm emtiaların diğer para birimleri kullanan alıcılar için maliyetini artırdı. ABD 10 yıllık tahvil faizleri ise yaklaşık 10 baz puan düşüşle yüzde 4,37’de kapandı. Değerli metaller, Fed’in şahin duruşunu koruyacağı beklentisi ve güçlü doların baskısı altında kaldı. Faiz getirisi sunmayan altın gibi metallere olan talep azaldı. Altının ons fiyatı hafta içinde 4 bin doların altını görse de haftayı 4 bin 81 dolar civarında tamamladı. Sanayi kullanımının da yoğun olduğu gümüş, satış baskısından altına göre daha fazla etkilendi. Ons bazında gümüş yüzde 9, paladyum yüzde 4,2, platin yüzde 2,2 ve altın yüzde 1,8 değer kaybetti. Altın fiyatları ve gümüş fiyatlarındaki bu düşüşler, yatırımcıların risk algısını değiştirdi. Baz metallerde de güçlü dolar, Çin’deki talep endişeleri ve yüksek stok seviyeleri fiyatlamaları olumsuz etkiledi. Doların değerlenmesi, sanayi metallerini daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı. Alüminyum fiyatları, Orta Doğu’daki arz risklerinin azalması, Çin’deki yüksek üretim ve yeterli stoklar nedeniyle geriledi. Bakır piyasasında ise ABD’nin olası tarife kararları öncesi sevkiyatların artmasıyla COMEX depolarındaki stoklar yükseldi. Çin’de artan rafine bakır üretimi ve düşen ithalat, kısa vadeli talebi zayıflattı. Ancak, veri merkezi yatırımları, elektrik şebekesi yenilemeleri ve enerji dönüşümü projeleri, bakır talebini destekleyerek kayıpların derinleşmesini engelledi. Haftalık bazda alüminyum yüzde 5,8, nikel yüzde 4,2, bakır yüzde 3,2, kurşun yüzde 2,5 ve çinko yüzde 1,9 düşüş yaşadı. Tarım emtiaları ise karmaşık bir seyir izledi. ABD’nin Orta Batı bölgesindeki sıcak ve kurak hava tahminleri soya fasulyesi gelişimine ilişkin endişeleri artırırken, Çin’den gelecek canlanmış talep beklentileri soya fasulyesini yüzde 1,1 yükseltti. Pirinç fiyatları da yüzde 7,3 arttı. Öte yandan, Kuzey Yarım Küre’deki hasatın hızlanması, Karadeniz Bölgesi’nden gelen ihracat ve iyileşen üretim görünümü buğday fiyatlarını yüzde 4,1 aşağı çekti. Mısırda ise ABD’deki olumlu ürün koşulları, Brezilya ve Arjantin’deki yüksek üretim tahminleri ve düşen petrol fiyatlarının etanol marjlarını baskılamasıyla yüzde 0,9 düşüş görüldü. Kahve, Brezilya’daki aşırı yağışların hasat ve kalite endişeleriyle yüzde 2,3 yükseldi. Kakao ise Fildişi Sahili ve Gana’daki aşırı yağışların sel ve hastalık risklerini artırmasıyla ton başına yüzde 20,5 gibi sert bir yükseliş kaydetti. Pamuk ise yüzde 4,4 geriledi. Bu gelişmeler, küresel tarım ürünleri piyasasında arz-talep dengesizliklerinin devam ettiğini gösteriyor.