TARİH

Hitler’in “Üstün Irk” Yaratmak İçin Başlattığı Korkunç Proje: Lebensborn

1935 hitler, ss lideri heinrich himmler yönetiminde alman halkını “ırksal olarak saflaştıracak” bir proje başlattı. nazi ideolojisine göre geleceğin dünyasını yönetecek üstün bir aryan ırkı yaratılmalıydı. bunun için ise önce daha fazla “uygun” çocuk doğmalıydı.

almanya’nın doğum oranı düşüyordu. birinci dünya savaşı milyonlarca genç erkeği hayattan koparmıştı. üstelik her yıl yüz binlerce kürtaj yapıldığına inanılıyordu. himmler bunu alman ulusu için büyük bir tehdit olarak görüyordu. çözüm olarak “lebensborn” merkezleri kuruldu.

bu özel doğum kliniklerinde evli olmayan hamile kadınlara maddi destek sağlanıyor, doğum masrafları karşılanıyor, bebekler istenirse evlatlık veriliyordu. yardım alacak kadınların, nazi uzmanlarının “aryan özellikleri” dediği fiziksel özelliklere sahip olmaları, ailelerinde kalıtsal hastalık bulunmaması ve soylarının uygun görülmesi gerekiyordu (şu aryan ırkı olayını da biraz açalım. aryan ismi hint-iran halkı arasında kullanılan, soylu-asil gibi anlamları olan bir kelimeden türemişti ve hint-aryan dillerini konuşan toplulukları ifade ediyordu. yani hitler efendi aslında beyaz tenli ve mavi gözlü, gerçekte olmayan üstün bir ırka atfediyordu bu kelimeyi)

ancak birkaç yıl sonra beklenen başarı gelmedi. nazilerin hayal ettiği on binlerce bebek doğmamıştı. program boyunca yalnızca birkaç bin çocuk dünyaya geldi. üstelik 2.dünya savaşı başlamış, alman askerleri cephelerde hızla hayatını kaybetmeye başlamıştı. himmler’in gözünde “üstün ırk” projesi çökmeye doğru gidiyordu. işte tam bu noktada korkunç bir karar alındı. “madem yeterince çocuk doğmuyor… o zaman uygun çocukları alırız.”

1939’dan itibaren nazi ordusu işgal ettiği ülkelerde sistemli bir çocuk avına başladı. özellikle polonya, yugoslavya, çekoslovakya ve avrupa’nın diğer bölgelerinde sarı saçlı, mavi gözlü veya aryan özelliklerine benzediği düşünülen çocuklar ailelerinden koparıldı. bazıları yetimhanelerden alındı. ama binlercesinin anne ve babası hayattaydı. anne babalarının çığlıkları arasında götürülen bu çocuklara artık eski isimleriyle seslenilmeyecekti. önce alman isimleri verildi. ardından alman ailelere teslim edildiler.

onlara gerçek ailelerinin kendilerini istemediği söylendi. alman olduklarına inandırıldılar. nazi okullarında eğitim gördüler. alman milli marşını söylediler. geçmişlerini unutmaları için her türlü propaganda uygulandı. direnenler ise acımasızca cezalandırıldı. bazıları dövüldü. bazıları toplama kamplarına gönderildi. birçoğu ise bir daha hiç geri dönemedi. bugün tarihçiler tam sayıyı hâlâ bilmiyor.

sadece polonya’dan yaklaşık 100 bin çocuğun kaçırıldığı tahmin ediliyor. toplam sayının bunun çok üzerinde olduğu düşünülüyor. binlerce çocuk savaş bittikten sonra bile gerçek ailesini hiçbir zaman bulamadı. çünkü artık kendi ana dilini bile hatırlamıyordu.

1945’te nazi almanyası yenildiğinde lebensborn programı da sona erdi. nazilerin “hayat pınarı” anlamına gelen lebensborn projesi, ironik bir şekilde milyonlarca insana yaşam değil; ömür boyu sürecek kimlik bunalımı, parçalanmış aileler ve dinmeyen acılar bıraktı. savaş sonrasındaki süreçte, çocukların kendi ülkelerine geri gönderilmesi gündeme geldi. ancak müttefikler ve o dönemki alman mahkemeleri, çocukların alman ailelerin yanında kalmasının “çocuğun yüksek yararına” olduğuna karar vererek birçoğunu iade etmedi. çoğu çocuk alman vatandaşı olarak büyüdü ve gerçeği ancak yetişkinliklerinde öğrenebildi. bazıları gerçek anne babasına dönmeyi reddettiler çünkü alman aileyi kendi ailesi olarak görüyorlardı. projenin bir ayağı da norveç’te yürütüldü ve buralarda alman askerlerinden binlerce çocuk doğdu. savaşın bitimiyle birlikte bu çocuklar ve anneleri vatan haini damgası yedi. toplumsal dışlanmaya maruz kaldılar, okullardan atıldılar, hatta bir kısmı akıl hastanelerine kapatıldı.

ss savaşın sonunda milyonlarca belgeyi imha etmişti. bu nedenle birçok çocuk gerçek adını, doğum yerini, anne ve babasını hiçbir zaman öğrenemedi. bu kişiler hayatlarının sonuna kadar gerçek kimliklerini aradı. bu nedenle lebensborn’un en kalıcı mirası, yalnızca savaşın değil, kuşaklar boyunca süren kimlik ve aidiyet travması oldu.

Kaynak: https://eksiseyler.com/hitler-in-ustun-irk-yaratmak-icin-baslattigi-korkunc-proje-lebensborn

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir