İsmail Haniye’nin Oğlu Abdusselam’dan Duygusal Anlatım: ‘Babamın Mirası Filistin Halkıdır’
Eski Hamas lideri İsmail Haniye’nin oğlu Abdusselam Haniye, babasının Tahran’da 31 Temmuz 2024 tarihinde düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, onun Filistin halkının kalbinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı. Bu acı kaybın, Filistin davasına olan bağlılığı daha da pekiştirdiğini belirtti.
Babasını anarken derin duygular yaşayan Abdusselam Haniye, İsmail Haniye’yi yalnızca bir lider olarak değil, “ümmetin şehidi” olarak gördüğünü ifade etti.
“Babam, şefkatli, merhametli ve her zaman güler yüzlü bir insandı,” sözleriyle babasının kişiliğini özetleyen Abdusselam, İsmail Haniye ile geçirdikleri her anın paha biçilmez olduğunu dile getirdi. Evde sadece bir baba değil, aynı zamanda bir öğretmen, rehber ve en yakın dost olduğunu belirten Abdusselam Haniye, “Onunla geçirdiğimiz her saniyeyi özlüyoruz. Gerçek bir lider olmasının yanı sıra, ailesiyle de çok özel bir bağ kurmuştu. O bizim için hem baba, hem hoca hem de en yakın sırdaştı,” şeklinde konuştu.
Abdusselam Haniye, babasının kendi evlatları ve torunları ile Gazze’deki diğer çocukları asla ayırmadığını vurguladı. “Babam, Gazze’nin tüm çocuklarını kendi evlatları gibi severdi. Halkının çektiği acıları kendi acısı olarak görürdü,” diyerek İsmail Haniye’nin halkına olan derin sevgisini ve bağlılığını anlattı.
İsmail Haniye’nin kardeşleri ve akrabalarıyla da güçlü ilişkiler kurduğunu, aile bağlarına ve dayanışmaya büyük değer verdiğini aktaran Abdusselam, babasının manevi dünyasının aile yaşantılarının merkezinde yer aldığını belirtti. En çok özlediği anlardan birinin babasının evde Kur’an-ı Kerim okuması olduğunu söyleyen Abdusselam, İsmail Haniye’nin her zaman şükreden, vefalı ve mütevazı bir şahsiyet olduğunu ekledi: “Onda bir insanda bulunabilecek tüm güzel özellikler vardı.”
Abdusselam Haniye, babası İsmail Haniye’nin Gazze’deki gelişmeleri titizlikle takip ettiğini ve halkının sorunlarıyla yakından ilgilendiğini aktardı. “Babam bize her zaman, ‘Ben bir gün bu dünyadan ayrılacağım. Size miras olarak Gazze halkını bırakıyorum,’ derdi. Bizden tek isteği bu kutsal emaneti korumamız ve Filistin halkına hizmet etmeye devam etmemizdi,” ifadelerini kullandı.
İsmail Haniye’nin vefatının ardından dünya genelinden çok sayıda taziye mesajı aldıklarını belirten Abdusselam Haniye, “Şehadetinin ikinci yıl dönümünde Gazze’den, komşu ülkelerden, Filistin’in her köşesinden ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlardan telefonlar ve taziyeler geldi. Bu yoğun ilgi, Filistin halkının liderini asla unutmadığını gösteriyor. İki yıl geçmesine rağmen, babam hala Filistinlilerin ve dünya genelindeki vicdan sahibi insanların kalbinde yaşıyor. Bu, gelecek nesiller için de güçlü bir mesajdır,” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Abdusselam Haniye, Filistin davasının belirli şahsiyetlerle sınırlı olmadığını ve İsrail işgali sona erene kadar Filistin halkının haklı mücadelesinin süreceğini güçlü bir şekilde ifade etti. “Davamız ve yolumuz devam ediyor. Filistin topraklarında işgal devam ettiği sürece, biz de direnişimizi sürdüreceğiz. Filistin halkı, tarihte büyük bedeller ödedi ve sayısız şehit verdi. Bu da İsrail işgalinin er ya da geç son bulacağının kanıtıdır. Her yeni nesil, bu kutsal davaya sahip çıkacak ve gerektiğinde şehadet şerbetini içmekten çekinmeyecektir,” dedi.
Türkiye’nin Filistin meselesindeki kararlı duruşunu takdirle karşıladıklarını belirten Abdusselam Haniye, Türk halkının yıllardır Filistinlilerle sarsılmaz bir dayanışma sergilediğini dile getirdi. “Türkiye bizi kucakladı, binlerce Filistinliyi ve çocuklarımızı bağrına bastı. Türk halkı, geçmişten bugüne Filistin halkına büyük bir sevgi gösterdi. Bu durumu büyük bir minnetle karşılıyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin davasının yanında her zaman güçlü, siyasi, insani ve vicdani bir tavır sergiledi. Türkiye’nin desteğini sadece sözlerde değil, somut adımlarda da görüyoruz. Filistinli grupları ve birçok Filistinliyi yıllardır ağırlaması, bu desteğin en açık kanıtıdır,” ifadelerini kullandı.
Haniye, Türkiye’nin uluslararası arenada Filistin davasını sürekli gündemde tutma çabalarına dikkat çekerek, Ankara’nın özellikle Birleşmiş Milletler gibi önemli platformlarda aktif rol oynadığını vurguladı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail işgalinin sona ermesi için büyük gayret gösterdi. Türkiye, BM’de ve diğer küresel platformlarda Filistin halkının haklarının tanınması için yoğun diplomatik çabalar sarf etti,” dedi.
Türkiye’nin diplomatik girişimlerini değerlendiren Abdusselam Haniye, “Türkiye sadece Filistin halkına destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye ve İsrail’in saldırganlığını durdurmaya teşvik ediyor. En zor zamanlarımızda yanımızda durdu. Birleşmiş Milletler, uluslararası kuruluşlar ve ikili görüşmelerde Filistin halkının haklarını kararlılıkla savundu,” şeklinde konuştu.
Son dönemde dünya genelinde Filistin’e destek gösterilerinin arttığına dikkat çeken Haniye, uluslararası kamuoyunda önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. “Özgür halklar, Filistin mücadelesine büyük destek verdi. Avrupa’nın birçok başkentinde milyonlarca insan Gazze için sokaklara döküldü. Dünya, Gazze’de yaşanan insanlık dramını artık yakından izliyor. İspanya’nın Filistin Devleti’ni tanıması bizim için tarihi bir adımdı. Fransa ve İngiltere’nin de bu yöndeki adımlarını önemsiyoruz. Bugün 150’den fazla ülkenin Filistin’i tanıması, dünyanın Filistin gerçeğine artık gözlerini kapatmadığını gösteriyor. Halklara düşen görev, liderlerini Filistin konusunda daha kararlı adımlar atmaya teşvik etmektir,” dedi.
Gazze’de kalıcı bir ateşkes sağlanması için yürütülen diplomatik çabalara da değinen Abdusselam Haniye, Katar, Mısır ve Türkiye’nin bu yöndeki arabuluculuk girişimlerini takdirle karşıladıklarını belirtti. “Katar, Mısır ve Türkiye’ye bu önemli arabuluculuk çabaları için minnettarız. Bu üç ülke kritik roller üstlendi. Temennimiz, varılan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve İsrail işgalinin tamamen sona ermesidir,” şeklinde konuştu.
Abdusselam Haniye, Gazze’de hayatın normale dönmesini ve tüm Filistin topraklarında bağımsız, egemen ve birleşik bir Filistin Devleti’nin kurulmasını dilediklerini ifade etti.
Gazze’de yaşanan insani krizin en ağır yükünü çocukların omuzladığını belirten Abdusselam Haniye, uluslararası toplumun Gazze’deki masum sivillerin çığlığını duyması gerektiğini vurguladı. Gazze halkına yönelik mesajında, “Gazze halkına sesleniyoruz: Biz sizdeniz, siz de bizdensiniz. Acınız bizim acımız, umudunuz bizim umudumuzdur. Gazze’nin çocukları bugün dünyaya ‘Bizi öldürüyorlar, bu işgali durdurun!’ diye haykırıyor. Onlar sadece güven içinde yaşamak istiyor. Çok büyük bedeller ödedik, sayısız çocuğumuzu kaybettik. Hayatta kalan çocuklarımız ise diğer tüm çocuklar gibi yaşamak, eğitim almak ve geleceklerini kurmak istiyor. Filistinli çocuklar güvenli, mutlu ve onurlu bir hayatı hak ediyor. Onlar bizim göz bebeğimizdir ve insanca yaşama hakkına sahiptir,” ifadelerini kullandı.
Uluslararası topluma acil çağrıda bulunan Abdusselam Haniye, Gazze’deki yıkımın artık göz ardı edilemeyeceğini, şehrin büyük bir bölümünün ağır hasar gördüğünü belirtti. “Gazze büyük bir felaketle karşı karşıya. Evler, hastaneler, okullar ve altyapı büyük ölçüde yok oldu. Halkımız son derece zorlu insani koşullar altında hayatta kalma mücadelesi veriyor,” dedi.
Abdusselam Haniye, uluslararası toplumun İsrail’in saldırılarını ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini durdurmak için daha somut adımlar atması gerektiğini vurguladı. “Uluslararası topluma çağrımız nettir. İsrail işgali derhal durdurulmalı, Batı Şeria’daki yerleşim yerleri faaliyetlerine son verilmeli ve Filistin halkının özgürlük hakkı güvence altına alınmalıdır. Dünyaya sesleniyorum: Gazzeli kadınların ve çocukların yanında durun, onların haklarını savunun. Filistin halkı özgür, güvenli ve onurlu bir yaşamı fazlasıyla hak ediyor,” çağrısında bulundu.
6 Mayıs 2017’de Hamas Şura Konseyi tarafından Halid Meşal’in yerine Siyasi Büro Başkanı seçilen İsmail Haniye, 30 Temmuz 2024 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere gittiği Tahran’da, kaldığı konuta düzenlenen suikastla hayatını kaybetmişti.
Bu suikasttan hem İran hem de Hamas, İsrail’i sorumlu tutmuştu.