TARİH

Avustralya’yı Kâbusa Çeviren 9 İstilacı Hayvan: Hükümetin Doğayla Bitmeyen Savaşı

Avustralya, 1901’de kurulduğu günden bu yana doğanın hassas dengesine müdahalenin sonuçlarını en çarpıcı şekilde deneyimleyen ülkelerden biri. Kıtada insan eliyle başlayan bu süreç, zamanla çeşitli hayvan türleriyle adeta bir varoluş mücadelesine dönüştü. İşte Avustralya’nın yaban hayatıyla girdiği ve bazen trajik, bazen şaşırtıcı sonuçlar doğuran 9 büyük “hayvan savaşı” ve kontrol programı.

1. Tavşan İstilası ve Kontrol Programları (1901–Günümüz)

Avustralya’nın en eski ve en uzun süreli yaban hayatı mücadelesi, 1859’da spor amaçlı getirilen yabani tavşanlarla başladı. Kıtanın doğal yırtıcılarından yoksun ve elverişli iklim koşulları sayesinde tavşan popülasyonu hızla çoğalarak milyonlara ulaştı. Avustralya Federasyonu’nun 1901’de kurulmasıyla birlikte bu istilacı tür, ülkenin en ciddi tarım sorunlarından biri haline geldi. Hükümet, bu tavşan istilasını durdurmak için devasa çitler inşa etti, avcılara ödüller dağıttı, zehir ve tuzaklar kullandı. 1950’lerde ise biyolojik kontrol yöntemi olarak miksoma virüsü doğaya salındı. Bu virüs, ilk yıllarda tavşan nüfusunu %90 oranında azaltmayı başarsa da, günümüzde hala tahmini 200 milyon yabani tavşan bulunmaktadır ve itlaf programları aralıksız sürdürülmektedir.

2. Dingo ve Yabani Köpek Kontrol Programları (1901–Günümüz)

Avustralya’nın yerel yırtıcılarından biri olan dingolar, özellikle koyun ve sığır sürülerine verdikleri zararlar nedeniyle uzun yıllardır yaban hayatı kontrol programlarının merkezinde yer almaktadır. Kırsal kesimlerde çiftçilerin yaşadığı ciddi ekonomik kayıpları engellemek amacıyla zehirli yemler, tuzaklar ve uzman av ekipleri aktif olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Dingo Çiti adı verilen, dünyanın en uzun çitlerinden biri, dingoların hayvancılık yapılan alanlara girişini önlemek için inşa edilmiştir. Bu dingo kontrol uygulamaları bazı eyaletlerde hala devam etmektedir.

3. Emu Savaşı (1932)

Avustralya tarihinin en dikkat çekici ve belki de en ironik olaylarından biri, 1932 yılında Batı Avustralya’da meydana gelen Emu Savaşı‘dır. Yaklaşık 20.000 emu kuşu, buğday tarlalarına akın ederek çiftçilerin mahsullerinde büyük kayıplara yol açtı. Çiftçilerin acil yardım çağrısı üzerine hükümet, bölgeye ordu birliklerini sevk etti. Askerler, Lewis tipi makineli tüfeklerle emu sürüsünü durdurmaya çalışsa da, emuların şaşırtıcı hızları, küçük gruplara ayrılma yetenekleri ve geniş arazideki manevra kabiliyetleri operasyonu oldukça zorlaştırdı. Binlerce mermi harcanmasına rağmen beklenen başarı elde edilemedi ve operasyon kısa sürede sonlandırıldı. Bu olay, modern bir devlet ordusunun vahşi hayvanlara karşı yürüttüğü ilk askeri harekat olarak tarihe geçti ve Avustralya tarihinde unutulmaz bir yer edindi.

4. Tilki Kontrol Programları (1940’lar–Günümüz)

Avrupa’dan getirilen kızıl tilkiler, Avustralya’nın yerel ekosistemi için büyük bir tehdit oluşturdu. Özellikle küçük keseli memeliler ve yerli kuş türleri üzerinde yıkıcı bir etki yaratarak birçok türün neslinin azalmasına neden oldular. Bu durum karşısında devlet, tilki popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla zehirli yemler, tuzaklar ve kapsamlı av programları başlattı. Bu tilki kontrol çalışmaları, özellikle milli parklar ve hassas koruma alanları çevresinde günümüzde de titizlikle sürdürülmektedir.

5. Yabani Domuz Operasyonları (1950’ler–Günümüz)

Tarım alanlarına büyük zararlar veren, su kaynaklarını kirleten ve çeşitli hastalıklar taşıma riski bulunan yabani domuzlar, Avustralya için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Bu tehdidi bertaraf etmek amacıyla devlet, helikopter destekli avlar, gelişmiş tuzak sistemleri ve belirli bölgelerde zehirli yemler kullanarak domuz kontrolü operasyonları düzenlemektedir. Her yıl binlerce yabani domuz, bu kapsamlı itlaf programları çerçevesinde etkisiz hale getirilmektedir.

6. Yabani Keçi Kontrol Programları (1980’ler–Günümüz)

Avustralya’nın kurak iklime sahip bölgelerinde kontrolsüz bir şekilde çoğalan yabani keçiler, otlakları aşırı otlayarak doğal bitki örtüsüne ve ekosisteme ciddi zararlar vermektedir. Bu çevresel tahribatı önlemek amacıyla hükümet, helikopter destekli avlar, modern tuzak sistemleri ve ticari avcılık gibi çeşitli yöntemlerle keçi nüfusu kontrolü programlarını uygulamaya koymuştur. Bu sürdürülebilir yaban hayatı yönetimi uygulamaları günümüzde de etkin bir şekilde devam etmektedir.

7. Deve İtlafı (2009–2013)

19. yüzyılda ulaşım amacıyla Avustralya’ya getirilen develer, motorlu araçların yaygınlaşmasıyla birlikte vahşi doğaya salındı. Zamanla sayıları yüz binleri aşan bu yabani develer, 2009 yılında özellikle kuraklık dönemlerinde su kaynaklarına yönelerek yerleşim yerleri için ciddi bir tehdit oluşturmaya başladı. Bu durum üzerine hükümet, helikopterlerle görevlendirilen keskin nişancılar aracılığıyla geniş kapsamlı bir deve itlafı programı başlattı. Yaklaşık 160.000 deve birkaç yıl içinde öldürülerek nüfusları önemli ölçüde kontrol altına alındı. Günümüzde de deve nüfusu yönetimi devam etmektedir.

8. Yabani Kedi Kontrol Programı (2015–Günümüz)

Avustralya’da yabani kediler, kıtanın en yıkıcı istilacı yırtıcıları arasında gösterilmektedir. Yapılan araştırmalar, bu kedilerin her yıl milyarlarca yerli kuş, sürüngen ve küçük memeliyi avladığını ortaya koymaktadır. Birçok yerel türün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalması nedeniyle hükümet, milyonlarca yabani kediyi kontrol altına almayı amaçlayan ulusal bir yabani kedi kontrol programı başlatmıştır. Bu program çerçevesinde zehirli yemler, tuzaklar ve profesyonel av ekipleri aktif olarak kullanılmaktadır.

9. Brumby İtlafı (2020’ler–Günümüz)

Brumby olarak bilinen yabani atlar, özellikle Avustralya’nın Alp Milli Parkları’ndaki sulak alanlara ve hassas bitki örtüsüne ciddi zararlar vermektedir. Bu çevresel tahribatı durdurmak amacıyla bazı eyalet yönetimleri, Brumby popülasyonunu azaltmak için helikopter destekli itlaf programları başlattı. Bu karar, çevreciler ve hayvan hakları savunucuları ile çiftçiler arasında uzun soluklu ve hararetli tartışmalara yol açtı. Destekleyenler ekosistemi koruma gerekliliğini vurgularken, karşı çıkanlar daha insancıl nüfus kontrolü yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini savundu. Brumby itlafı programı hala devam etmektedir.

Bu dokuz büyük yaban hayatı müdahalesinin yanı sıra, Avustralya’da yerleşim bölgeleri günümüzde de zehirli yılanlar, örümcekler ve akrepler gibi pek çok tehlikeli canlıyla iç içe. Öyle ki, bir evde yılan görmek artık sıradan bir durum haline gelmiş, bu da “snake catcher” (yılan yakalayıcı) gibi mesleklerin yaygınlaşmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, insanlığın doğanın besin zincirine yaptığı ilk ve önemli müdahaleler (özellikle tavşan istilası örneğinde görüldüğü gibi), milyonlarca farklı canlı türünün yok olmasına yol açmış ve bu süreç hala devam etmektedir. Avustralyalılar bu “savaşları” kazanıyor gibi görünse de, aslında sonu gelmeyen bir döngüyü tetiklemişlerdir ve doğanın pes etmeye niyeti yoktur.

Kaynak: https://eksiseyler.com/avustralyanin-hayvanlara-karsi-actigi-9-buyuk-savas

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir