NASA’dan Tarihi Çağrı: Ay ve Mars’ta Yaşam Simülasyonu İçin Gönüllü Astronotlar Aranıyor!
Uzay ajansları, insanlığın rotasını yeniden Ay’a ve ardından Mars’a çevirirken, başka bir gezegende uzun süreli hayatta kalmanın sırları merak konusu olmaya devam ediyor.
Bu kritik soruyu yanıtlamak amacıyla NASA, “Ay ve Mars Keşif Simülasyonu” adını verdiği iddialı bir programı hayata geçiriyor.
En erken Ağustos 2027’de Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’nde başlayacak olan bu bir yıllık proje, astronotların uzay yolculuğu deneyimini ve yabancı bir gezegenin yüzeyindeki zorlu yaşam koşullarını gerçeğe en yakın şekilde taklit edecek.
Yetkililer, bu simülasyon sayesinde gelecekteki uzun süreli Mars görevlerinde insan performansını en üst düzeye çıkarmayı ve uzay uçuşlarının potansiyel risklerini minimize etmeyi hedefliyor.
Bu kapsamlı proje, daha önceki araştırmalardan farklı olarak, hem uzaydaki seyahat aşamasını hem de gezegen yüzeyindeki yaşamı tek bir çalışmada birleştiren ilk olma özelliğini taşıyor. Bu, insanlı uzay keşfinde önemli bir adım.
Toplam üç aşamadan oluşan bu Ay ve Mars simülasyonunda gönüllüler, ilk olarak Dünya’dan Mars’a doğru bir uzay yolculuğu yapıyormuşçasına, 60 metrekarelik sınırlı bir uzay aracı maketinde yaşayacaklar. Her gönüllünün kendine ait küçük bir odası bulunacak bu seyahat simülasyonunun ardından, projenin ikinci fazına geçilecek.
İkinci etapta katılımcılar, Mars gezegen yüzeyini temsil eden 84 metrekarelik özel bir tesise yerleşecekler. Burada kendi mahsullerini yetiştirecek, sağlık durumlarını düzenli olarak takip edecek ve özel tasarlanmış bir kum havuzunda gerçekçi uzay yürüyüşü provaları yapacaklar. Bu aşama, uzayda yaşam deneyimini derinleştirecek.
Son aşamada ise, aynı uzay aracı maketi kullanılarak Dünya’ya “dönüş” yolculuğu canlandırılacak ve Ay ve Mars görevlerinin tüm döngüsü tamamlanacak.
Projenin en ilgi çekici araştırma alanlarından biri de gönüllülerin Mars zaman dilimine nasıl adapte olacağı.
Mars’ta bir gün, Dünya’dakine kıyasla yaklaşık 40 dakika daha uzun sürüyor. Bilim insanları, bu küçük zaman farkının uzun vadede uyku düzeni ve çalışanların performansı üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini öngörüyor.
Bu zorlu ve bilimsel deneye katılacak adayların, gerçek bir astronot niteliğine sahip olması bekleniyor.
Başvuru yapacak adayların mühendislik, biyoloji, fizik veya matematik gibi temel bilim dallarında lisans veya yüksek lisans derecesine sahip, 30 ila 55 yaş aralığında ABD vatandaşı veya daimi oturum izni sahibi olması şartı aranıyor. Ayrıca, geleceğin uzay kaşiflerinin fiziksel ve psikolojik testlerden başarıyla geçmeleri, uyurgezerlik geçmişlerinin olmaması ve herhangi bir uyku ilacı kullanmamaları gerekiyor.
NASA’nın daha önceki benzer bir simülasyonunda tıp subayı olarak görev almış Dr. Nathan Jones, bir yıl boyunca dış dünyadan tamamen izole yaşamanın getirdiği duygusal ve psikolojik zorluklara dikkat çekiyor.
Görev süresince ailesini, doğum günlerini ve özel günleri kaçırmanın ne kadar zor olduğunu belirten Jones, simülasyon bittiğinde Dünya’daki en basit şeylerin bile değerini çok daha iyi anladığını ifade ediyor. Uzayda taze yiyeceklerin kısıtlı olduğunu, sadece kendi yetiştirdikleri birkaç sebzeyi yiyebildiklerini dile getiren deneyimli gönüllü, bir yıl boyunca güneş ışığı görmeden ve rüzgarı hissetmeden yaşadıktan sonra doğanın ve Dünya’nın kıymetini çok daha derinden kavradığını vurguluyor. Bu deneyim, insanlı uzay keşfinin zorluklarını gözler önüne seriyor.